|
SONU BAŞINA ÇIKAN ÇIKMAZ SOKAK ?!
PARADOKSLAR...
Paradokslar Türkçe’de zaman zaman “çatışkı “ sözcüğü ile ifade edilir. Mantık oyunları olarak da görüle bilecek paradokslar, kendilerini çözdüre bilmek için heyecanlandırıcı ve eğlendirici bir serüvenin içine çekerek neredeyse insanı kışkırtırlar. Böylece, ortaya çıkan kabul edilemez saçmalığın arkasında yatan nedeni anlayabilme merakı ve bu garipliği açıklaya bilme isteği, tutkulu bir çabaya dönüşerek insan aklının sınırlarını zorlar. Düşünceye yeni kapılar aralar. Ancak bu düşünsel serüvenin her zaman da eğlendirici olmadığı hatta insanı trajik bir sona sürükleye bileceği de düşünülmelidir; örneğin M.Ö., 6. yüzyılda, Megara’lı Eubulides’in ortaya attığı yalancı paradoksunun (“Giritli Epimenides der ki, tüm Giritliler yalancıdır.” Önermesiyle ortaya çıkan paradoksun) bir çok antik dönem düşünürünü kızdırmasının yanı sıra Kos’lu Pihiletas’ın erken ölümüne neden olduğu söylenmektedir.
BAZI PARADOKSLAR:
“YAPTIĞIM AÇIKLAMA YANLIŞTIR.” EUBLİDES
“BU ADAM YALAN SÖYLEDİĞİNİ SÖYLÜYOR.” EUBLİDES
ALİ: “MEHMET’İN DEDİĞİ YANLIŞ” MEHMET: “ALİ’NİN DEDİĞİ DOĞRU”
''SANA KİMİSİ DOĞRU KİMİSİ YANLIŞ DEYU SÖYLER, NESİN SEN HAYDİ SÖYLE DOĞRUSUNU YANLIŞ MISIN ŞAİR'' FUZULİ
''DÜŞMANLA KARŞILAŞTIK VE O BİZİZ'' WALT KELLEY
'' GÜNAH İŞLEMEMENİN TEK YOLU ONU KABUL ETMEKTİR'' OSCAR WİLDE
TAVŞAN- KAPLUMBAĞA Zeno'nun (m.ö. 320-250) ünlü tavşan kaplumbağa paradoksu. Zeno diyor ki : Bir kaplumbağa ve bir tavşan yarışsınlar. Kaplumbağa 1000 m. önde yarışa başlasın. Tavşan da kaplumbağadan 10 kat hızlı koşuyor olsun. Bu tavşan kaplumbağaya yetişemez. Çünkü yetişebilmesi için tavşan önce önündeki 1000 m'yi koşması gerekir. Bu 1000 m.'yi bitirdiğinde kaplumbağa 100 m. yol almış olur. Tavşan bu 100 m.'yi koştuğunda kaplumbağa 10 m yol almış olur ve argümanı sonsuza götürebilirsiniz.
ÇÖZÜM: Zeno'nun bu argümanı sonlu mesafe için geçerli, bu örnekte 1111.9 metreden kısa mesafeler. Kısa mesafede kaplumbağa kazanır, uzunlarda ise zafer tabii ki Bugs Bunny'nin.
KUTUDAKİ BİLYELER Bir kutuya 4 bilye konulur. Biri beyaz(B), biri sarı(S) ve ikisi mavi(M1,M2). Kutudan iki bilye çekersiniz, bakarsınız ve masanın üzerine bir mavi bilya bırakırsınız. Elinizdeki diğer bilyenin renginin mavi olma olasılığı nedir? (Sazan gibi atlayıp "geriye 3 bilye kaldığına göre olasılık 1/3" demeyin çünkü yanlış)
ÇÖZÜM: 4 bilye olduğuna göre ve biz 2 bilye çektiğimize göre önce 4'ün 2'li kombinasyonu hesaplanır. Bu da 6 eder. Kombinasyonlar şunlardır : B-S, B-M1, B-M2, S-M1, S-M2 ve M1-M2 B-S olamayacağına göre geriye 5 seçeneğimiz kalır. Dolayısıyla cevap 1/5.
ÜÇ KAPI Önünüzde 3 kapalı kapı var. Kapılardan birinin arkasında araba var, diğer ikisi boş. Siz kapılardan birini seçiyorsunuz. Adamın biri geliyor ve diğer iki kapıdan boş olanını açıyor ve size tuttğunuz kapıyı açılmayan kapıyla takas edebileceğiniz söylüyor. Ne yapardınız?
ÇÖZÜM: Değiştirmelisiniz. Örnek üstünde açıklayalım. Varsayalım araba 1. kapının arkasında. Siz 1. kapıyı tuttunuz. Değiştirirseniz KAYBEDİYORSUNUZ(-) Siz 2. kapıyı tuttunuz. Değitirirseniz KAZANIYORSUNUZ(+) Siz 3. kapıyı tuttunuz. Değitirirseniz KAZANIYORSUNUZ(+) gördüğünüz gibi değiştirdiğinizde 3 oyundan 2 sini kazanıyorsunuz. Artık "Seç Bakalım"a katılabilirsiniz.
Osman Yüksel Serdengeçti'den:
Osma Yüksel'in milletvekili olduğu yıllardır. Birgün meclis kürsüsünde kendisine laf atan vekillere dayanamaz ve:
-"Bu meclistekilerin yarısı eşektir!" der ve iner kürsüden.
Bunun üzerine meclis karışır ve herkes kendisinden sözünü geri almasını ister. Arkadaşlarının da ricası ile tekrar kürsüye çıkar ve zekasını gösteren ve vekilleri rahatlatan şu sözleri söyler:
-"Bu meclistekilerin yarısı eşek değildir!"
Kant'tan:
Ünlü Alman eğitimci Emmanuel Kant'ın bir sözü:
-"Her ne kadar ben inanmasam da bir tanrının var olduğunu kabul etmek gerekir."
Yaşanmış bir olay:
1974'teki Kıbrıs çıkarmasına katılan bir asker anlatıyor:
"Çok şiddetli bir taarruz vardı. Mermiler kulağımızın dibinden geçiyordu. Siperde daha önce hiç görmediğim bir asker yanıma yaklaştı. Belli ki bizim birlikten değildi. Bir zarf çıkardı ve: -"Memlekete dönünce bu zarfı, üzerindeki adrese bırakır mısın?" -"İkimiz de döneriz inşallah" dedim.
Israrla kendisinin dönemeyeceğini, benim ise memleketime ve aileme kavuşacağımı söylüyordu. Biraz isteksiz de olsa zarfı aldım. Ancak o çatışma sırasında birbirimizi kaybettik. Taarruz bitip memlekete döndüğümden bir-iki yıl sonra eski eşyaları karıştırırken o zarfı buldum. Unuttuğum görevi, geç te olsa yerine getirmek için İstanbul'a gittim. Üzerindeki adres, Aksaray'da eski bir eve götürdü beni. Kapıyı yaşlı bir amca açtı.
-"Merhaba amca. Ben Kıbrıs'ta savaşan oğlunuzdan bir mektup getirdim. Belki kendisi de gelmiştir." -"Bizim Kıbrıs'ta savaşan bir oğlumuz yoktu"
Beni içeri davet ettiler. Eşi, bir fotoğraf albümü ile geldi. Fotoğrafları gösterip:
-"Sana zarfı bu genç mi verdi?" -"Evet. Çok iyi hatırlıyorum. Buydu." ve işte o an beni şok eden ve hala aklımı başımdan alan şu cevabı verdi:
-"Bu çocuk benim oğlumdu. Fakat onu 15 sene önce Kore harbinde şehit verdik..." "
Yunus Emre'den:
"Ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm"
"Bir ben vardır bende, benden içeru"
"Yedi kere dolup boşalan dünya değil misin?"
Kanuni Sultan Süleyman'da:
Süleymaniye Camiinin inşaası sırasında bir ermeni usta, yanlış duvar yapması sonucu, Kanuni tarafından cezalandırılır. Ermeni usta, sultandan şikayetçi olur. Kadı, ikisini de huzuruna çağırır. Kanuni ve usta, kadının karşısında ayakta beklemektedirler. Karar açıklanır: "Kısas!" yani Kanuni de aynı şekilde cezalandırılacaktır. Ermeni usta, adalete hayret eder ve: -"Madem dininiz bu kadar adil, hem davamdan vazgeçiyorum hem de müslüman oluyorum"
Davadan sonra Kanuni, kadıya: -"Eğer ben padişahım diye benim lehimde bir karar verseydin, seni bu kılıcımla öldürürdüm"
Kadı, oturduğu minderin altından bir hançer çıkarır ve : -"Sultanım siz de eğer 'ben padişahım' diye kararıma itiraz etseydiniz ben de bu hançeri sizin kalbinize saplardım..."
Bir Derviş:
Garip dervişin biri büyük bir köşkün önünden geçerken evin 'av meraklısı ve zalim' olan beyi, yardımcıları ile ava gitmek için evden çıkıyorlardır. Dervişle selamlaşırlar. Aksilik bu ya o gün hiç birşey vuramadan dönerler. Bey çok sinirlidir:
-"Sabah ava giderken karşılaştığımız o dervişi bulun çabuk! Onun yüzünden işlerim ters gitti. Uğursuzu getirin bana!" Yardımcıları hemen dervişi bulup beyin huzuruna çıkarırlar. Bey kükrer:
-"Bre uğursuz adam! Senin yüzünden elimiz boş geldik! Hiçbir şey vuramadık! Tiz vurun kellesini!"
Derviş, beye şöyle der: -"Beyim sabah selamlaştık. Siz hiçbir şey vuramadınız. Ben ise kellemi kaybediyorum. Siz söyleyin, hangimiz daha uğursuzuz?"
Kanuni Sultan Süleyman'dan:
Kanuni, şehzadelerini muhteşem bir törenle sünnet ettirir. Kısa bir süre sonra da veziri İbrahim Paşa'nın oğlu sünnet olur. Törene Kanuni de davetlidir. Birara Kanuni, vezirine der ki:
-"Söyle bakalım İbrahim Paşa. Senin tören mi daha muhteşem, benimki mi?" -"Elbette benimki sultanım"
Kanuni şaşırır. Sebebini sorar. Vezir: -"Benim oğlanın düğününe koskoca cihan padişahı davetliydi ve geldi. Sizinkinde böyle bir davetli var mıydı?" der.
Kaynak : | Eklenme tarihi : 12.1.2009
Diğer
- ÖZEL EGE LİSESİ SORULARI
- İSTANBUL İMATO SORULARI
- NASIL ÇALIŞIRIM?
- OLİMPİYAT DENEMELERİ
- ÇALIŞMA SORULARI
- İLKÖĞRETİM MATEMATİK OLİMPİYATI
- GÜZEL HİKAYELER
- 6. 7. VE 8. SINIF SBS KAYNAKLARI
- SONSUZ SEMBOLÜ
- PARADOKSLAR
- SAYILARIN GİZEMİ
- MATEMATİKÇİLER OLMASAYDI
- MATEMATİK FIKRALARI
- tarihten matematik
- ŞAH-MAT
- 3 Asırdır ispatlanamayan hipotezi çözdü
- BUNİMO
- TUBİTAK SORULARI VE CEVAPLARI
- ÖĞRETMEN(ilköğretim)
- karikatür
|